ÇOCUK YAŞTA BASKETBOL İLE NASIL TANIŞTIM

0

Günümüzün popüler sayılabilecek oyunu fakat bundan 10 küsür sene önce adı dahi anılmayan bir spor olan basketbol ile anaokulu yıllarından sonra nasıl tanıştığım, lisanslı oynamış olduğum takım ve devamında ki spor yaşamım hakkında bir blog yazısı sizler ile paylaşmak istedim.

                Henüz daha anaokulunu yeni bitirmiş ilkokula başladığım zamanlar belediyenin yapmış olduğu Sıcak Yuva isimli spor salonu ile spor hayatım başladı. Dün gibi hatırladığım bir anı da basketbol ile tanışmam başladı. Anım şu şekilde; Spora yazılmak için babam ile birlikte salona gittik. O zamanlar ülkemizin de etkisinde olduğu futbol furyası için yanıp tutuşuyorum. ( üzülerek söylüyorum ki futbol furyası hala ülkemizde aktif.) Televizyonda izlediğimiz milli takım olsun mahallede oynayabileceğimiz en ortak fikrin futbol olmuş olması derken bir şekilde bizimde içimizde futbol oynayıp topa vurmak vardı. O zamanlar arkadaşımlarından daha kötü oynamamak için futbolu tercih etmek istemiştim. Genellikle kaleci konumunda olduğum ve bu konuda gerçekten yetenekli olduğum için hem kaleci hemde oyuncu olabildiğimi göstermek. Asıl olan oynamak değil hem kale de hem de oyun da oynamanın beceri olduğunu gösterebilmek adına futbola yazılmak istedim.

                Kapısına gitmiş olduğumuz spor salonunda basketbol, futbol, voleybol, masa tenisi bir çok şey mevcuttu. Ben iki spor yapmak istediğimi hem futbolu öğrenmek istediğimi hem de basketbolu öğrenmek istediğimi aileme söyledim. Tabi basketbol için kulaktan dolma basketbol oynarsa boy uzar futbol oynarsa kısa kalır cümleleri annemi ikna etmiş olacak ki o basketbol oynamamı istiyordu. Şunu atlamadan söylemek istiyorum. Şu anda boyum 187 cm ve anne-baba tarafından en uzun muhtemelen benim. Neyse. Spor salonuna gittiğim zaman futbolda ki hoca benim hem basketbol hem de futbol oynayamayacağımı ya futbol ya da basketbol seçmek zorunda olduğumu söyledi. Futbol sahasının ortasında çocukların önünde söylemiş olduğu söz beni biraz üzdü. Öyle ki babamdan annemi aramasını isteyip salonun arka tarafında göz yaşları ile oynayamayağımı anneme söyledim. O an o hocanın davranışı beni basketbola itti. O günden sonra basketbol oynayarak refleksimi geliştirdim ve futbolda daha iyi kaleci oldum. Basketbol becerimi geliştirirken aynı zamanda özellikle forvet yerinde futbol da planlamadan bir gelişme sağladım. Futbolda açık sahada yaz-kış antremanlar varken ben kapalı sahada antreman yaptım. Kendimi geliştirerek bir çok başarı çocuk yaşta sağladım. Şimdi ki 7-10’lu yaşlarda ki çocukların gözünde olmayan azim annemin de teşviği ile benim içimde mevcuttu. O zamanlar annemin emekli olmuş olmasından dolayı sahip olduğu zaman benim bazı şeylerde arkamda durmasını sağladı. 1998 doğumlu biri olarak İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SPOR KULÜBÜNDE 2008 yılında lisanslı oyuncuydum. Öyle ki o zamanlar liglere en düşük 1997 doğumlular çıkabilirken ben 1998 doğumlu olarak oynuyordum. Yaşım tutmamasına rağmen bir yaş büyüklerimle bazen iki yaş büyüklerimle lig maçlarına çıkıyordum.

                Orta okul yıllarına kadar basketbol serüvenim heyecanlı ve hızlı şekilde sürdü. Sonrasında basketbol çeşitli sebeplerden dolayı hayatımdan çıkınca bazı şeyler artık monoton ve tatsız olmaya başladı. Ben zamanında basketbolu yapıp savundum. Şimdi de zamanım oldukça oynayacağım ilk top basketbol topu oluyor. Çocuklarınıza evlatlarınıza  veya kendinize bir kariyer bir hayat planı çizerken basketbol olsun veya olmasın sporu asla göz ardı etmeyin.

Bunları da beğenebilirsin Yazarın diğer kitapları

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.